“Bir gün pasif ev taleplerinde patlama olacağına inanıyorum”

02 Kasım 2018 Cuma
PAYLAŞ :

 “Bir gün pasif ev taleplerinde patlama

olacağına  inanıyorum”

 

Almanya’daki en önemli “pasif ev” tasarımcılarından Mimar Roland Matzig, aynı zamanda Türkiye’nin ilk pasif yapısı olan Gaziantep’teki Ekolojik Bina’nın da pasif uygulamalarından sorumlu proje mimarı. Şimdiye dek 350 pasif yapı projesini hayata geçiren Matzig’e göre, pasif evler enerji verimliliğinde en temel noktada yer alıyor.

Roland Matzig, pasif ev tasarımı üzerine çalışmaya 12 yıl önce kendi evini pasif yapı ilkeleriyleinşa ederek başlamış. Sertifikalı bir pasif ev tasarımcısı ve danışmanı olan Matzig, Saint- Gobain ISOVER G+H AG Binalarda Enerji Verimliliği Ödülü, Baden Württemberg Çevre Ödülü ve Pasif Ev standardında Renovasyon Projesi Mannheim Belediyesi Özel Onur Ödülüne sahip.

Çalışmalarına kendi şirketi olan r-m-p mimarlık ve mühendislik bünyesinde devam eden Matzig, pasif ev konusunda henüz yolun çok başında olan Türkiyenin geleceğinden umutlu olduğunu söylüyor. Dünya genelinde pasif yapıların gelecekte çok daha fazla talep göreceğine inanıyor.

Pasif ev tasarımları üzerine çalışmaya ne zaman, nasıl başladınız?

57 yaşındayım ve mimarlık mesleğinde 34. yılım. Hayli uzun bir süre... Bundan 12 yıl önce, ilk pasif ev projem olan kendi evimin tasarımıyla bu konuda çalışmaya başladım. Pasif bir evde yaşamanın iyi ve olumlu yanlarını bizzat deneyimledim ve başkaları da bu deneyimi yaşasın istedim. Herşey böyle başladı. Yaklaşık 10 yıl önce tamamen pasif ev projelerine yönelerek, standart mimarlık yapmaktan vazgeçtim ve Almanyanın ilk sertifikalı pasif ev tasarımcılarından biri oldum. Bu hayatımdaki en büyük değişikliklerden biriydi. Çünkü 30 yıldan uzun bir zamandır mimarlık yapıyorum ve bunun neredeyse 20 yılında diğer tüm mimarlar gibi hizmet verdim. Bu geçiş elbette kolay olmadı. Özellikle ilk iki yıl çok zor geçti. Müşteriler normal olarak pasif ev çizmem için bana gelmiyorlardı; onları pasif evi tercih etmeleri konusunda ikna etmem gerekiyordu. Pasif evin maliyetleri de eklenince elbette bu zorlu bir süreç oluyordu. Bir süre bu şekilde direndim, şimdiyse işler gayet yolunda gidiyor. Pek çok teklif alıyoruz; insanlar pasif ev projeleri, tasarımları için kendi istekleriyle geliyor. Ofisimiz bu konuda Almanyada ve başka ülkelerde de hayli meşhur oldu.

Pasif yapılar konusundaki bu ısrarımın verdiğim en iyi kararlardan biri olduğuna inanıyorum. Çünkü hayatımda neredeyse herşeyi; ofisteki çalışma biçimimizden müşterilerimize dek olumlu yönde değiştirdi. Yaklaşık yedi yıldır da sertifikalı pasif ev tasarımcısı olmak isteyenlere eğitimler veriyorum. Sertifikalı pasif ev tasarımcısı olmanın iki yolu var; sertifikalı bir pasif ev tasarlayıp inşa ettikten sonra Pasif Ev Enstitüsüne sertifika için kendiniz başvuruda bulunabiliyorsunuz, ya da yine Pasif Ev  enstitüsüne bağlı pasif yapı ilkeleri üzerine eğitim veren sertifikalı pasif ev tasarımı kurslarını bitiriyorsunuz. Bu tür eğitimler veren çeşitli enstitüler var, ben de bunlardan birinde eğitmenlik yapıyorum. Ekibim de tamamen sertifikalı tasarımcılardan oluşuyor.

İlk yıllarımızda biraz zorlandık. Ofislerimizden biri Mannheim´da diğeri ise Frankfurt´ta ... Yaklaşık 75 kilometrelik bir mesafe var arada. Elbette temelde bu iki bölgeye yakın olan alanlarda çalışmaya gayret ediyorduk. Ancak pasif ev tasarımı için aldığımız teklifler çok uzak bölgelerde olabiliyordu. Özellikle bu ilk yıllarda Almanya´nın dışından da pasif ev talepleri aldık; Lüksemburg, Belçika, Fransa, İngiltere... Son yıllarda ise Romanya ve Türkiye de bu ülkeler arasına eklendi.

Pasif yapı projeleri daha fazla zaman alıyor oluşu ve maliyetleri açısından ülkenizde kolay kabulgörmüyor. Hukuki süreç de daha farklı işliyor. Dil sorununu da tüm bunlara eklemek lazım. Dolayısıyla Gaziantep´teki çalışmamız bizim için o kadar kolay olmadı ama gayet iyi gitti. Şimdi kendi ülkemizde, ofisimize çok yakın  bir başka projenin çalışmaları başladı; yani bir nevi ´´köklerimize geri dönüyor´´ olacağız. Ofisimiz artık pasif yapılar konusunda deneyimli olduğu için, bu tarz proje hazırlamak isteyen başka mimarlar veya ofisler, danışmanlığımız için de bize başvuruyor. Dolayısıyla r-m-p mimarlık ve mühendislik şirketine ek olarak, bir de r-m-p danışmanlık şirketini kurduk. Mannheim´a 20 km uzaklıktaki Heidelbergde yaklaşık 5 bin konutluk bir proje var; bütün bir kasabayı pasif yapı ilkeleriyle inşa etmek istiyorlar. Şimdi onlara danışmanlık vermemi istediler.

Şimdiye dek kaç pasif yapı projesi  gerçekleştirdiniz?

Almanya´da 350 proje bitirdik şimdiye dek. Bunlardan kimi konuttu, kimi ofis, kimi okul veya anaokulu, hatta klinik gibi farklı amaçlara yögünelik binalardı. Son çalışmamız olan pasif klinik

projesi, aynı zamanda pasif ilkelerle yapılmış ilk klinik olma özelliğine sahip. Bu proje Frankfurtta yer alıyor ve yaklaşık 70.000 metrekarelik ölçekte. Plan çizimleri ve saha çalışmaları başladı. Üç ya da dört yıl içinde bitirmeyi planlıyoruz. Projenin mimarı ben değilim, klinik mimarisi konusunda uzmanlaşmış olan bir mimarları var. Ben projeye pasif yapı danışmanlığı vereceğim.

Gaziantep’teki Ekolojik Bina projesine nasıl dahil oldunuz? 

Gaziantepteki Ekolojik Bina´nın pasif yapı hesaplamalarını yaptım. Pasif yapı hesaplamaları PHPP (Pasif Ev Planlama Paketi) olarak isimlendirdiğimiz bir sistemle yapılıyor. PHI (Passive House Institute-Pasif Ev Enstitüsü) tarafından geliştirilen bu sistem temelde bir excel dosyasından oluşuyor. Bütün hesaplamalar bu sistem üzerinden yapılıyor. Sistem, tasarımda yapılan her değişikliğin, tercih edilen her yapı malzemesinin enerji tüketimine olan etkisini birer birer gösteriyor. Böylelikle mimar binayı daha doğru bir bilinçle tasarlayabiliyor.

Projeye nasıl dahil olduğuma gelince... Bir konferansta pasif evler konusunda sunum yapmak için İstanbul´a gelmiştim. Konferansta sunduğum metin daha sonra bir şekilde Tuğba Salman Gürcan´ın eline geçince, kendisi beni tanıdığını belirtmiş. Kendisiyle 2010 yılında Londra´da pasif yapılar üzerine eğitimini sürdürdüğü sırada tanışmış, birlikte çalışmaya başlamıştık. Kendisi, Gaziantep´teki Ekolojik Kent projesinin mimarı Erden Güven tarafından bölgeye davet edildiğinde, beni de pasif yapılar üzerine Gaziantep´te sunum yapmam için çağırdılar. Sunumlarımız sonrasında Gaziantep Belediye Başkanı bize, Ben bu pasif evi istiyorum, yapabilir misiniz?´´ dedi. Böylece, Erden beyle tanışmış ve Türkiye´nin ilk ´´pasif evi´´ olarak adlandırılan Gaziantep Ekolojik Bina projesi için birlikte çalışmaya başlamış olduk.

Projenin pasif yapı hesaplamaları ve uygulama detaylarından sorumluydum. Tuğba ise hepimizin iletişimini sağlayan kişi oldu, sonraki süreçte şantiye uygulamalarına teknik destek verdi. Proje artık son aşamasına geldi, şu anda sertifikalandırma çalışmaları devam ediyor. Türkiye´nin ilk pasif ev sertifikalı yapısı olacak. LEED sertifikası için de ayrı çalışmalar sürüyor sanıyorum.

Gaziantep’teki Ekolojik Bina’da ne tür yalıtım malzemeleri ve enerji tasarrufu uygulamaları kullandınız?

İlk tasarıma bir oditoryum, sergi salonu, ofis alanı gibi üniteler ekledik. Yapının pasif uygulamaları için daha önce bahsettiğim PHPP sistemini kullandık. İzocam´ın Teknik Pazarlama Müdürü Dr. Kemal Gani Bayraktar aynı zamanda yakın arkadaşımdır. Kendisine bu pasif yapıya yalıtım malzemeleri konusunda destek vermek isterler mi diye sorduğumda, ´´Elbette destekleriz´´ cevabını aldım. Böylece yalıtım malzemelerini İzocam´dan temin ettik.

Duvarlarda yalıtım malzemesi olarak camyününü tercih ettik. Türkiyede yalıtım genellikle 5-10 cmlik malzemelerle yapılıyor. Biz ise pasifev için 35 cm kalınlığında yalıtım malzemesi kullanmak istemiştik. Bu anlamda da Gaziantep´teki pasif ev projesi öncü oldu. Pasif evde aynı zamanda MVHR (mekanik ısı geri kazandırmalı havalandırma) sistemini kullandık.

Türkiyede ısı kazanımı oranları çok düşük; yüzde 55-60larda. Pasif evlerde ise ısı geri kazanım oranının yüzde 85 olması hedefleniyor. Almanya ve Avusturyadaki daha ileri örneklerde bu oran yüzde 90-95´lerde. Sadece yüzde 5´lik bir kayıp oluyor. Dolayısıyla, MVHR sisteminin yapının verimliliğine katkısı çok büyük. Bina verimliliğinde hem binanın dış cephesinin hem de MVHR sisteminin bir arada kullanılıyor olması çok önemli. Ardından güneş kazanımı geliyor. Biliyorsunuz pasif binalar, güneye bakan üçlü veya ikili camlar aracılığıyla güneş enerjisini toplayarak, hemen ya da ileride kullanılmak üzere saklıyor.

Türkiye’de pasif yapıların geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Enerji verimi arayışında olan insanlar bir şekilde pasif yapıların kalitesinin ve kazancının farkına varacak ve kabul edecekler. Ben buna inanıyorum. Sadece zaman meselesi... Pasif evlerin yaygınlaşması konusunda doğal olarak en çok kanuni yaptırımlar etkili olabilir. Bir de insanlar pasif yapıların maliyetinden çekiniyor. Pasif evin doğum yeri olan Almanya´da artık maliyetler standart yapılarınkinden farklı değil. Avusturya, İngiltere ve Fransa´da da neredeyse öyle. Türkiye ise daha başlangıç aşamasında; ilk pasif ev projesi henüz yeni hayata geçiyor. Zaman veremiyorum elbette, ancak bir gün hemen her yerde pasif ev taleplerinde patlama olacağına inanıyorum.

En beğendiğiniz pasif yapı uygulaması hangisi? 

Elbette kendi evim. Pasif yapı ilkeleriyle yaptığım ilk evimizi 4-5 yıl kadar önce sattık. Daha sonra Mannheim´da satın aldığımız eski bir evi yine pasif yapı standartlarında yeniden inşa ettim. Alt katta ofisim yer alıyor, üstteki iki katı ise yaşama alanlarımız oluşturuyor. Yani bir pasif evde yaşıyor ve çalışıyorum.

Pasif evler sizce enerji tasarrufunda son nokta mı?

Şu anda Almanya´da  ´´aktif ev´´denilen bir yapı hareketi var. ´´Pasif ev" isminin çağrıştırdığı olumsuz havadan da sanıyorum pazarlama aracı olarak faydalandıklarından bu ismi seçmişler. Pazarlama açısından da  ´´güçlü´´ bir imajı olacağı düşünülen bu aktif evler, enerjiden tasarruf etmenin en iyi yolunun akıllı ev sistemleri olması mantığından hareket ediyor. Ki bence bu tamamen yanlış. Mesela akıllı telefonlarımızla hemen her şeyi kontrol ettiğimizi düşünüyoruz ama aslında onlar bize ne yapacağımızı söylüyorlar. Bence sistem basit olmalı. Bu sistemse basit değil. Evinizi yöneten bu sistemdeki en ufak bir aksaklıkta evinizi kullanamaz hale geliyorsunuz. Ne ışık, ne su, ne de ısıtma...

Dolayısıyla evet, enerji tasarrufunda pasif ev son nokta değil ama enerji verimliliğinde en temel noktada yer alıyor. Pasif yapıların bir ileri aşamasını ise ´´multikonfor yapılar´´ oluşturuyor. Multikonfor yapılarda, pasif yapı ilkelerine camyünüyle yapılan ses yalıtımı da ekleniyor.

 

*Bu içerik İzocam Diyalog Dergisinin Ekim, Kasım, Aralık 2013 tarihli sayısından alınmıştır.

(0) Yorum

YORUM YAP