Tesisat Yalıtımıyla Yüzde 30 Tasarruf Etmek Mümkün

17 Eylül 2018 Pazartesi
PAYLAŞ :

Tesisat yalıtımıyla yüzde 30 tasarruf etmek mümkün

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Enerji Verimliliği Daire Başkanlığı Başkanı Murat Bayram, “binaların damarları” olarak nitelendirdiği tesisat boru ve kanalların yalıtılması durumunda enerji kaybına neden olmadan binayla birlikte uzun yıllar görevini yerine getireceğini söylüyor. Bayram, tesisat yalıtımının aynı zamanda tesisat ömrünü de uzatacağını belirtiyor.

Ülkemizin enerji ithalatı 2011 yılında bir önceki yıla göre yüzde 40,56 oranında artarak 54 milyar 113 milyon 489 bin dolara ulaştı. Enerji tüketiminde yüzde 40 oranında ticari binaların ve konutların payı var. Bu nedenle binalarda enerji verimliliğini sağlamak son derece önemli. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Enerji Verimliliği Daire Başkanlığı, ülkemizde enerji verimliliğini sağlamak ve bu konuda halkı bilinçlendirmek için çeşitli çalışmalar yapıyor. Daire Başkanı Murat Bayram, il müdürlükleri bünyesinde Enerji Verimliliği Komisyonları’nın kurulmasını hedeflediklerini, Komisyonlar aracılığıyla halkın enerji verimliliğiyle ilgili sorularını yanıtlayacaklarını söylüyor.

Binalarda enerji verimliliği sağlamada  tesisat yalıtımının önemine değinen Bayram, Binalarda Enerji Performansı (BEP) Yönetmeliği’ne uygun tesisat yalıtımı yapılmaması durumunda, yüzde 30 enerji kaybının oluşacağını belirtiyor. Bayram, tesisat yalıtımına tesisat hendisleri tarafından yeterli derecede önem verilmediğini, ancak BEP Yönetmeliği ile birlikte mühendislerin de bilinçlenmeye başladığını dile getiriyor.

Enerji Verimliliği Daire Başkanlığı olarak yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz? Enerji Verimliliği Daire Başkanlığı, Avrupa Birliği uyum süreciyle birlikte Avrupa Birliği direktifleri ve 2007 yılında yayımlanan Enerji Verimliliği Kanunu kapsamında Bakanlığımıza verilen yönetmeliklerin hazırlanarak yayımlanması, uygulama ve denetim süreçlerinin oluşturulması, Ulusal Enerji Veimliliği Stratejisi kapsamında farkındalıkların oluşturul- ması ve kamu bilinçlendirilmesi alanlarında çalışmaların yapılmasından sorumluyuz. Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği, 5 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe girdi ve 1 Ocak 2012 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binaların yapı kullanım izin belgesi aşamasında Enerji Kimlik Belgesi de alması uygulaması başlatıldı. Bizim bir diğer görevimiz, 5627 sayılı kanunun 7. maddesinin hükmü olan ülkemizdeki merkezi ısıtma sistemli bi- nalarda, ısı ve sıcaklık kontrol ekipmanlarının kullanım zorunluluğunu yerine getiren, binalarda enerji tüketim miktarına göre gider paylaşımı yapmayı sağlayan yönetmeliğin hazır lanmasıdır.

Yönetmelik, ısı ve sıcaklık kontrol ekipmanlarının (halk arasında ısı pay ölçer, kalorimetre ve termostatik vana olarak bilinir) kullanıldığı binalarda, bağımsız bölümlerin kullanım miktarlarına göre enerji giderlerinin paylaşımını nasıl ve kimlerin yapması gerektiği gibi konuları ve uygulamaları içeriyor. Bu kapsamda gider paylaşımını bina yönetimleri hesaplayabilecekleri gibi Bakanlığımızdan yetki alan yetkilendirilmiş ölçüm şirketlerinden de bu hizmeti alabilirler. Burada dikkat edilmesi gereken nokta birinci olarak, bu sistemlerin kurulumunun 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu gereği olmasıdır. İkincisi ise Bakanlıktan yetki alan firmaların sadece gider paylaşımını yapmak için bu yetkiyi almalarıdır. Ayrıca, sektörün ve vatandaşların bilinçlendirilmesi amacıyla, kurumsal bazda ve ülke olarak bu alanda daha da gelişmek için ulusal ve uluslararası projeler üretmemiz gerekiyor.

Enerji verimliliğine yönelik olarak önümüzdeki yıllarda neler yapmayı planlıyorsunuz? Enerji verimliliği gerçekten çok hassas bir konu. 2011 yılında, enerji ithalatı bir önceki yıla göre artarak 54 milyar 113 milyon 489 bin dolar oldu. Bu, aynı zamanda enerji arz güvenliği açısından da çok önemli. Enerji tüketiminde yüzde 40 oranında ticari binaların ve konutların payı var. Bu sektör, enerji ihtiyacımızı azaltabileceğimiz yaklaşık yüzde 50 potansiyeli olan bir sektör. Avrupa 2020 hedefleri arasında sıfır enerjili binalar yer alıyor. Çalışmalarımız arasında binalarımızın depreme dayanıklı olması ve bilinçli bir şehirsel büyümenin yanında, enerji etkin ve kendi enerjisini üretebilen binalar üretmek de bulunuyor. Bilindiği üzere elektriğin dağıtım ve iletim kayıpları da çok fazla. Bu nedenle, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla birlikte enerjiyi başta tasarruflu ve daha etkin nasıl kullanabileceğimizi ve tasarlayacağımızı düşünmemiz gerekiyor.

Önümüzdeki süreçte; Enerji Kimlik Belgesi uygulamasının yaygınlaşması ve 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu gereği 2 Mayıs 2017 tarihine kadar kapsamdaki tüm binaların Enerji Kimlik Belgeleri’ni almalarını sağlamak, sistemde bu bina bilgilerini kayıt altına almak, yıllara göre yeni hedefler geliştirmek ve Enerji Kimlik Belgesi’ne yönelik denetim mekanizmalarının kurulmasını sağlamak, yine aynı kanun gereği mevcuttaki merkezi ısıtma sistemli binalarında ısı ve sıcaklık kontrol ekipmanlarının kullanım zorunluluğuyla gider paylaşım uygulamasının sağlıklı yapılabilmesi için yetkilendirilen şirketlerin denetimlerini artırmak, özellikle eğitim öğretim çağından başlamak üzere çeşitli kademedeki eğitimler için projeler geliştirmek ve çevre bilincinin de artırılması için “ulusal çevre dostu bina” kavramını geliştirmek gibi hedeflerimiz var. Bu kapsamda da yakın bir zamanda il müdürlüklerimiz bünyesinde Enerji Verimliliği Komisyonları’nın kurulması için mevzuat çalışmalarımız devam ediyor. Artık bu komisyonlar üzerinden, her vatandaşın binalarda enerji verimliliğiyle ilgili soruları yanıtlanacak, yetkilendirmeler ve denetlemeler yapılacak.

Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nin bugün Türkiye’deki uygulamasıyla ilgili neler söyleyeceksiniz? Yönetmeliğin uygulanmasında sorunlar yaşanıyor mu? Ülkemiz için yeni konuları da kapsayan yönet- meliğimizin uygulamasında özellikle kavramlar açısından yaşanan sıkıntıları aşmak için ve uygulama açısından yaşanan zorluklar göz önüne alınarak 2009 yılında kapsamlı bir revizyon yapıldı. Uygulamaya yönelik olarak ge- len her türlü görüş inceleniyor ve inceleme sonucuna göre değişiklik gerekliliği olup olmadığı konusunda değerlendirmeler yapılıyor. Değerlendirmeler sonucunda mevzuat geliştirilmesi işin doğası gereği olacaktır. Yönetmeliğin teknik konularda kurallar belirlenmesinden dolayı özellikle yapı ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesi süreçlerinde ilgili idarelerin teknik personel sıkıntılarından kaynaklanan sorunlar oluyor. Ayrıca, hiç kuşkusuz önemli bir konu olan enerjinin verimli kullanımı noktasında proje üreten tasarımcılarımızdan uygulamayı gerçekleştiren müteahhide, yatırımcımızdan yapı denetim firmalarına kadar tüm süreçlerdeki aktörlerin yeterli seviyede eğitim almaları, uygulamalarda karşılaşılan sorunların aşılması noktasında önemlidir.

Yalıtım sektörü açısından da özellikle vatandaşlarımızın yanlış yalıtım uygulamaları konusunda bilinçlenmesi ve yapılacak yatırımın doğru olması adına sektörün kendi içinde disipline olması gerektiğini gözlemliyoruz. Özellikle yalıtım yapılması zorunluluğu belirtilerek, bina yönetimleri korkutulmaya çalışılıyor, bunun yerine yapılacak yalıtımın faydalarının anlatılması hem toplum bilinci hem de uygulamanın sağlığı açısından daha doğru olacaktır.

BEP Yönetmeliği’nde 11. maddede tesisat yalıtımından söz ediliyor. Sizce bu madde tesisat yalıtımı için yeterli mi? Uygulamada bu maddeyle ilgili sıkıntı yaşanıyor mu? Bu madde temel gereksinimleri belirtiyor. Ülkemizde bu Yönetmelik öncesinde tesisat yalıtımları sadece yatırımcı tarafından talep edilmesi halinde belli bir kritere uymaksızın yapılan bir uygulamayken, Yönetmelik sonrasında temel kritere uygun zorunlu yapılan bir uygulama haline geldi. Tasarımcılar tarafından tesisat tasarımı ve yalıtımı; enerji tasarrufu, sağlık, hijyen ve konfor koşulları da göz önüne alınarak yapılmak zorundadır. Bu da hem tasarımcı hem de yatırımcı açısından konunun öneminin kavranmasını sağladı. Uygulama denetim kısmı yapı denetim firmaları ve yerel yönetimlerin sorumluluğunda kalıyor. Uygulama sıkıntıları, genellikle uygulamanın doğru yapılmaması ve konu hakkında uygulayıcıların bilgili olmamasından kaynaklanıyor. Projelendirme ve uygulama arasındaki uyumsuzluklar sorunlara neden oluyor. Bu nedenle eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları çok önemli. Eğer yeterli eğitim verilirse ve bilinç oluşursa, uygulamalar da sorunsuz olur ve istenilen hedefe ulaşır.

Enerji verimliliğinde tesisat yalıtımının önemi nedir? Tesisat yalıtımının Enerji Kimlik Belgesi’ne etkisi nedir? BEP-TR yazılımında hesaplama metodolojisinin de yer aldığı kanallar ve borulama sistemlerinin yalıtımıyla ilgili hesaplamalar bulunuyor. İlgili uluslararası standartlarda da belirtildiği gibi tesisat kayıpları önemlidir ve hesaplam larda değerlendirilir. Bu kapsamda da Bina Enerji Performansı Hesaplama Yöntemi’nde de tesisat yalıtımlarıyla ilgili hesaplar yapılıyor. Söz konusu bina enerji performansı olduğu için tesisat yalıtımlarıyla ilgili her boru ve kanal için yalıtım malzemesi ve kalınlıklarıyla ilgili sorular yer almıyor, standartlara uygun olarak yalıtımla ilgili Yönetmeliğe uygun tesisat yalıtımının olup olmadığına bakılıyor. Dolayısıyla özellikle enerji taşıyan boru ve kanal hatları uzun olduğu binalarda tesisat kayıplarının önemi artıyor.

Tesisat yalıtımı Yönetmelikteki kurallar göz önünde bulundurularak yapılan binalarla, tesisat yalıtımı uygulamada iyi yapılmamış binalar arasında gerek enerji verimliliği, gerekse tesisatın ömrü açısından ne gibi farklılıklar vardır? Özellikle ısı ve sıcaklık kontrol ekipmanlarının kullanımıyla gündeme gelen konulardan biri de sistem enerji kayıplarıdır. Bu kayıplar yine, gider paylaşımıyla ilgili yönetmelikte ve uluslararası ölçümleme yapılan uygulamalarda gözlemlenen sonuçlara göre bina enerji tüketiminin ortalama yüzde 30’luk dilimi içinde hesaplanıyor. Yani Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne uygun tesisat yalıtımı yapmazsak, enerjimizin yüzde 30’luk dilimini kayıp enerji olarak değerlendirebiliriz. Tesisatta yapılacak yalıtımla bu oran ciddi anlamda düşürülecektir. Merkezi Gider Yönetmeliği sayesinde yenilenen tesisatlara uygulanan yalıtımlı ve kurallarına uygun seçilmiş ekipmanlarla enerji tasarrufu ve verimliliği sağlanıyor.

Tesisat yalıtımının bugün Türkiye’deki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yapılması gerekenler, eksikler neler? Tesisat yalıtımının önemi maalesef ülkemizde sayısı çok az olan konunun uzmanı mühendislerimiz dışında pek bilinmiyor. Bina yalıtımı uygulaması aslında 1980’li yıllara dayanıyor olsa da, son 2, 3 yıldır toplumda bu konuda bilinçlenme başladı. Tesisat yalıtımına henüz tesisat mühendislerimiz tarafından yeterli derecede önem verilmediği düşüncesindeyim. Ancak özellikle BEP Yönetmeliği ile birlikte mühendislerimizde de bilinçlenme başladı. Bu bilinçle, Yönetmeliğin zorlayıcı hükmü bir araya geldiğinde yatırımcılarımız da bu uygulamanın önemli olduğu gerçeğini görüyorlar. Bu uygulamaların sağlıklı yapılabilmesi için en önemli olan konu, tesisat yalıtımının projelerde detaylı, uygulamacıya ve denetçiye kolaylık sağlayacak şekilde yer almasıdır. İkinci önemli konu ise, yapı denetim firmalarının denetçilerinin konu hakkında bilgiye ve deneyime sahip olmalarıdır. Bu konular aşıldığında, binalarımızın damarları olarak nitelendirebileceğimiz tesisat boru ve kanalları, enerji kaybına neden olmaksızın binalarla birlikte uzun yıllar görevlerini yerine getireceklerdir. Yani yapılacak tesisat yalıtımı aynı zamanda tesisat ömrünü de uzatacaktır.

Türk toplumunun enerji verimliliği ve yalıtım konularına yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Bu konularda bilinçlenme söz konusu mu? Toplum olarak, hayatımız için çok önemli olan binalarımız konusunda yapılacak her türlü uygulama öncesinde çok ciddi araştırmalar yapıyoruz. Ancak insanlar uzmanlara başvurup sordukları sorulara farklı yanıtlar alınca, söz konusu uygulamayı sorguluyor ve o uygulamadan uzak durmaya başlıyor. Bu durum, yalıtım konusunda da bu şekilde oluyor. Yalıtımla ilgili yanlış bilgi veren kişiler yüzünden bina yöne- timleri uygulamadan kaçıyorlar. Bakanlık olarak bize ulaşan bina sahiplerine ve yöneticilerine, uygulama için TS 825 Standardı´nın dikkate alınması gerektiğini söylüyor, uygulama yapacak firmalardan da özellikle yalıtım kalın- lığı ve kullanılacak yalıtım malzemesiyle ilgili standarda uygun yalıtım raporunun oluşturulmasını istemelerini tavsiye ediyoruz. Son dönemde bu uygulamanın da arttığını bize gelen geri bildirimlerden gözlemliyoruz.

Bu konuda toplumda bir farkındalık oluştu, bina sahipleri ya da yöneticileri bu konunun önemine vakıf oldular. Ayrıca, Enerji Kimlik Belgesi uygulaması da bu konunun anlaşılmasını sağladı. Son yayınlanan Yönetmelikler ve katıldığımız seminerler, konferanslar ve eğitimlerde halkın bilinçlenmesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Artık son tüketici, gerek bina yalıtımının, gerekse tesisat yalıtımının faydalarını biliyor. Mevcut bina sahipleri ve yeni ev alacaklar bu konuyu araştırıyorlar. Enerji Kimlik Belgesi uygulaması sonrasında bilindiği gibi mevcut binaların 2 Mayıs 2017 tarihine kadar Enerji Verimliliği Kanunu gereğince belgelerini almaları zorunluluğu söz konusu. Edindiğimiz bilgilere göre yaklaşık 2 bin 700 mevcut bina Enerji Kimlik Belgesi’ni gönüllü olarak aldı. Bunlardan yaklaşık yüzde 88’i yalıtım yaptıktan sonra belgeyi almayı tercih etti. Bu da EKB uygulamasından kaynaklanan bilinçlenme olarak değerlendirilebilir.

(0) Yorum

YORUM YAP